![]() |
|
||||||||||||
Mealimizin başlıca özelliklerini şöylece sıralayabiliriz: |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Avec les conversions de plus en plus croissantes, et avec un intérêt vif à I’islam dans le monde entier, il y un besoin urgent d’une une série de traductions pour donner satisfaction à tous les niveaux d’éducation. Dans le présent travial nous nous sommer permis certaines commentaires, et commentateurs classiques soit en arabe, soit en turc. En même temps, nous avons adopté les explications des traductions en français des auteurs musulmans comme Mouhammed Hmidullah, et Boubakeur Hamza qui ont écrit. D’excellents ouvrages en traductions, eten commentaires. Nous leur remercions en toute sincérité. Nous nous avons permis parendroits, d’ajouter Notre opinion lorsque le besoin s’en faisait sentir, en veillant à ce qu’elle soit brève vu qu’une vaste littérature exégétique classique et moderne existe à cesujet. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Bu mütevazı çalışmanın gayesi, Kur’an’ı açıklama vazifesinin esas itibariyle kendisine verildiği, Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhi’s-selam’ın, onu nasıl tefsir ettiğini ortaya koymaktır. Kur'ân'ın en önemli müfessirinin Hz. Peygamber olduğu bilinir ve usûl kitaplarının ekserisi tarafından, birkaç cümle ile ifade edilir. Fakat bununla ilgili bir çok mesele ve bu tefsirin tezahür şekilleri hususu üzerinde fazla durulmaz, fazla örnek verilmez. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Memleketimizin kültür hayatında müşahede edilen durumlardan biri de, ihtisas ehli ile geniş kitlenin bildikleri arasında uzak bir mesafe bulunmasıdır. Daha sıhhatli bir yapıya kavuşmak için, ihtisas neticelerini okunaklı ve munis bir surette geniş kitleye sunmak, böylece mütehassısları da tırmanıp içinde kaldıkları fildişi kuleden realiteye, topluma indirmek icab etmektedir. Bu ihtiyaç, en başta dini ilimler sahasında hissedilmektedir. Belli başlı ilimleri, vasat kültür seviyesinde bir aydının bilmesi gereken bir şümul ile sunan eserler pek bulunmamaktadır. Türkçe yazılmış az miktarda mesleki eserleri ise, din öğrenimi yapanların dışında okuyan fazla değildir Sunulan bu kitapçıkta bir mümin, yirmi yıl süren Kur'an'ı tanıma gayetlerini özetlemiş bulunuyor. Hazırlayanın mümin olması, meselelerin tahkiksiz bırakılmasına değil, aksine açıklanmasına ve delilendirilmesine sebep sayılmıştır. Bunun yanında, tasvir edilmeksizin ve sahipleri belirtilmeksizin, bir çok batıl iddianın tutarsızlığı da gösterilmiştir. Fakat bu kitapta kendimize çizdiğimiz çerçeve sebebiyle, bu işi ancak kısmen ve kısaca yapabildik. İhtisas ehli olmaksızın Kur'an'a ilgi duyanların, üstünde en çok durduklarını gördüğümüz bahisler, küçük bir hacimde ve teknik terimlerin ağırlığı hayli azaltılmış olarak özetlendi. Kur'an'ı mu'ciz beyanın belagatinin ne olduğu sorusu karşısında, mevcut öğretim müesseselerinde din öğrenimi yapanlardan çoğumuzun bile verdiği cevap, basmakalıp tekrarlanan fakat anlaşılıp anlatılamayan birkaç kelimeyi geçmediğinden, Kur' an'ın üslup ve belegatına, imkân ölçüsünde, bilerek fazla yer ayrıldı. Mütevazi kanaatimizce Kur'an’ı tanımak demek, onunla ilgili birçok malumat ve ıstılahı bellemekten ziyade, her şeyden önce ondan etkilenmek demektir. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Namazın her rekâtında ve daha bir çok vesileyle tekrarlanan yedi âyetli bir süre olması itibariyle es-Seb’u-Mesani, namazda okunması vacib olduğundan Suretu’s-Salat, hastalıklara şifa olması itibariyle eş-Şifa ile ifade edilen Fatiha süresi ile tevhidin, adaletin, nübüvvetin delillerini, keza inkar mesleklerinin iptaline dair delilleri ihtiva eden En’am Süresi’nin tefsir edildiği bir çalışma. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Bu eseririn birinci gayesi, Kur’an'ın Allah’ı (c.c.) nasıl tanıttığı hakkında bilgi vermektir. Kur’anın Uluhiyyet’e verdiği muhteva'nın aslından uzaklaştırılmaması için bazı notlar yerleştirmektir. Yoksa Allah’ı (c.c.) Kur’an'da olduğu gibi vasıflandırmak iddiasında değildir. Ruhları ve akılları devamlı surette arındıran ilahi kelamın, dinamik özelliğinden bir kesit almaya yeltenerek onu durgunlaştırmaya yönelen bizim bu incelememiz gibi çalışmalar böylesi bir iddiada bulunamazlar. Kur'an'da tecelli eden ilahî hakikatleri kuşatmaya heves etmek ışığı avucunda tutmaktan, yani tutamamaktan farksızdır. İnsan, kendisini yabancı etkilerden arındırabilmişse, olsa olsa Kur'an'ın ışığı karşısında, şeffaf bir prizma olabilir, o ışığı tahlil edebilir, ve ilk anda görünmeyen renklerini ortaya koyabilir. Bizim amacımız budur. Bu ışığa karşı, bilerek perde olmamaya gayret ettik. Yoksa Kur'anı ve Kur’andaki uluhiyyeti hissetmek için yapılacak iş onu okumak, kendisini onun nesimine kaptırmaktır. Kur'an'da, herhangi bir metafizik kitabındaki gibi durgun bir tanrılık fikri yoktur. Cafer-i Sadık hazretlerinin dediği gibi "Kur'an'ında insanlara tecelli eden bir Allah vardır". Gazzalî gibi alimlerin tavsiyelerine göre Kur'an okuyan kimse tilavet esnasında kendisini, vasıflarını ve icraatını izhar eden yüce Allah'ın huzurunda bulur. Kur’anın, dünyanın çehresini asırlardan beri değiştiregelmekteki sırrı da burada aranmalıdır. Bu kitap, Kur’an-ı Kerime göre hak ve batıl yönünden Uluhiyyet konusunu incelemiştir. Allah'ın isim ve sıfatları çok geniş bir şekilde ele alınmış, Esma-ül Hüsna ilmî bir tarzda açıklanmıştır. Batıl tanrılar konusu da ele alınarak, şirkin tutarsızlıkları gösterilmeye çalışılmıştır. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Bu kitap , 2004 yılına kadar İlahiyat Fakültesi bünyesinde olan Din Kültürü ve Ahlak dersi öğretmenliği bölümündeki Tefsir dersi için hazırlanmış muhtasar bir kitaptır. Tefsir usulü ve bazı temel Kur’an ilimlerine dair konuları, başlıca rivayet ve dirayet tefsirlerini, Şia tefsiri, işari (tasavvufi) tefsir, Mu’tezilenin Kur’an tefsirini ele alır.Daha sonra modern dönemde tefsir,içtimai edebi tefsir,konulu tefsir, fenni (bilimsel) tefsir konularına yer verir. Son bölümde de bazı tefsirlerden örnekler iktibas edilir. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Şarkiyatçıların fikirlerinden haberdar olmanın lüzumunu söylemekten maksadımız, onların görüşlerini revaçlandırmak değildir. Bununla beraber Batı'da yapılan çalışmaların Müslüman ilim adamları tarafından görülüp hesaba katılması mutlaka gereklidir. Bu kabil çalışmalardan değişik şekillerde etkilenmek mümkündür. Nitekim kitabımızda şarkiyatçıların faaliyetlerini görmeleri sebebiyle gayrete gelen bazı Müslümanların Türkiye'de, Hindistan'da ve Medine'de açtıkları bazı önemli müesseselerden bahsetmiş bulunuyoruz. Oryantalizmi inceleyerek Batı'da devamlı ve bilimsel müesseselerin varlığını öğrenip ülkemizde de kökleşen müesseseleri kurmaya çalışmamız bile başlı başına bir kazanç olurdu. (Kitap hakkındaki kısa bilgi yakında güncellenicek)
|
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
(Kitap hakkındaki kısa bilgi yakında güncellenicek) |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Bu kitap, Müslümanların Hıristiyanlığı din olarak öğrenip tanımaları gayesiyle kaleme alınmıştır. Prof. Dr. Suat Yıldırım'ın 1974'ten beri yurtdışında ve yurtiçinde yaptığı titiz araştırmalar sonucunda hazırlanan kitap, Hıristiyanlık hakkında bilgi verirken, Hıristiyanlar tarafından yazılmış birçok esere başvurmuştur. Kitabın son baskılarında, müellif tarafından, Hıristiyanların İslam'a bakışıyla ilgili bilgiler veren bölümler eklenmiştir. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Kur’an- Kerim ihtiva ettiği konular bakımından son derece kapsamlıdır. Sayısı 100(yüz)den fazla olan İslami ilim disiplinlrinin hemen hepsinin Kur’andan kaynaklanması bunu delilidir. Bu alanlardan biri de Kur’anın tabii bilimlerin alanlarına giren konulara değinmesidir. O kadar ki fıkıh ahkamına dair ayet sayısı en fazla takdire göre 450 kadar iken, bu alana giren ayetlerin sayısı 750 kadardır.Son dönemde bazı müfessirler ve bazı ilim adamları bazı ayetlerle son asırlarda ortaya çıkan fenni (bilimsel) keşifler arasında irtibat kurmuşlardır. Bu kitapçık, işte bu bilimsel tefsir tezahürünü dini yönden temellendirmeye çalışmakta, hangi ölçüler dahilinde bu tür irtibatlandırmaların makbul olabileceğini veciz bir tarzda ele almaktadır.Bu kitapçığın aslını, Pakistan Uluslar arası İslam Üniversitesinin düzenlediği bir sempozyuma tebliğ olarak sunmuştum. Mezkur temellendirme işini takdir eden Mekke-i Mükerreme’deki Hey’etu’l-İ’cazi’l-İlmi Fi’l-Qur’ani’l-Kerim müessesesi onu kitap halinde yayınlamak istedi. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
(Kitap hakkındaki kısa bilgi yakında güncellenicek) |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||||
Kitabın yazarı Prof. Dr. M. Bucaille, Paris Tıp Fakültesi'nde Cerrahi Bölüm başkanlığı yapmış bir Fransız hekimdir. Mesleğindeki şöhreti, merhum Kral Faysal'ın doktoru olmasına vesile teşkil etti. Bu tanışma, hayatında çok büyük değişikliklere bir başlangıç teşkil etti. Kur'anı-ı Kerimi incelemeye başladı ve tercümelerin kendisini bazen yanıltabileceğini düşündüğünden onu doğru anlamak için oldukça ileri seviyede Arapça öğrendi. Kur'an hakkında yıllarca süren incelemelerini, Kral Faysal'ın öldürülmesinden bir sene kadar sonra 1976'da bu kitapta yayınladı, daha sonra müslüman olduğunu açıkladı. |
|||||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||
Bu kitap Kur'an'ın mucizevî olduğunu ve beşer kaynaklı olmasının imkansız olduğunu nefis bir üslupla ispatlamaktadır. Müellif, bu eserinde Kur’an-ı Kerimin üslup özelliklerini pek güzel bir şekilde tesbit ve tahlil etmiştir. Ayrıca Kur’an surelerinde konu bütünlüğü olduğunu ispatlamaya yönelmiştir. Batılılar Arap dilinin ve Kur’anın üslup özelliklerine vakıf olmadıklarından, ayetler arasında irtibatsızlığın çokça görüldüğünü ileri sürerler. M. Draz ise surede giriş, gelişme ve sonuç şeklinde planın bulunduğunu ve yöneldiği hedeflerini gerçekleştirdiğini vurgular. Kur’anın en uzun suresi olan Bakara suresinin nüzulü seksen kadar bölüm halinde tamamlanmış ve on yıla yayılmıştır. Kitabın 4. Bölümünü (s.185-280) bu en uzun ve zahiri şartlar itibariyle en dağınık suresindeki bütünlüğü açıklamaya ayırmıştır. En uzun surede bütünlük ispat edilince değerlerinde bunu göstermenin daha kolay olduğu aşikârdır. Muhammed Abdullah Draz'ın yirmi yılda olgunlaştırdığı bu kitap, Mısır'da ilk yayınlandığı 1957 yılından beri, dünyanın çeşitli yerlerinde basılmakta ve yayın dünyasından ciddi bir talep görmektedir. |
|||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||||
Müslümanların, 1400 yıllık süre içerisinde meydana getirdikleri ilim ve kültür birikimi, bir köşeye itilip kendi haline terk edildiği takdirde; hem günümüz insanının bu birikimden istifadesi oldukça zorlaştırılmış olur, hem de ilim ve kültürümüzü sıhhatli bir zemine ve sağlam bir temele oturtmamış oluruz. |
|||||||||||||||
![]() |
|
||||||||||||||
Merhum Prof. Dr. Muhammed Hamidullah hoca, 1977-78 öğretim yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde Kur’an-ı Kerim Tarihine dair seri konferanslar vermişti. Arapça olarak verdiği bu konferanslar tarafımızdan tecüme edilip merhum Hocamızın tasvibine sunulduktan sonra Fakültede teksir suretiyle basılmıştı |
|||||||||||||||